Cumartesi, Haziran 24, 2023

ÖZLEMİM BABAMDI,SAKIZLARIM BENİ MUTLU ETMİYORDU...

1971 yılının yaz aylarının sonuna gelmiştik .Ağustos sonu benim için büyük bir değişimin sancıları ve korkusu ile erken büyümenin ne demek olduğunu, o zamanlar anlayamamış olsamda düşününce ne büyük psikolojik travmaların beni gizliden gizliye sardığını şimdi daha iyi anlıyorum.Henüz 7 yaşındaydım ve ilkokul 1.sınıfı bitirip 2.sınıfa başlayacaktım.Evde biseyler oluyordu herkes fısıltıyla konuşuyor ,konuşulanları duymayayim diye beni dışarı çıkartıyorlardi.Bir yandan annem ağlıyor bir yandan valizler hazırlanıyordu.Evden biri gidecekti ama anlamak mümkün değildi.
Her sabah gözümü açtığımda yeni doğan kizkardesimin odasına gizlice gider beşiğin üzerindeki örtüyü kaldırıp kardeşime bakardım.Ne kadar büyümüş ne zaman büyüyecek diye.Çocukça bir kiskanclikta vardı çok güzel bebekti babaannem annem dedem hepsi çok seviyordu onu.O zamanlar ayni avluda farklı haneler yaşardı.Farkli haneleri tamamlayan akrabalar.Halalarim, amcalarim yengem ve eniştem. babaannem ve dedem hane sahipleri babamın kardeşleri anne babası ile kocaman bir aileydik biz.Babamın evin büyük oğlu olarak omuzlarına öyle bir yük bindirilmiş ki onun öncelikleri vardı o avluda.Anne Baba ve kardeşleri koruyup kollamak hatta evlendirmek anne ve babasına maddi manevi bakmak onun ilk öncelikleriydi. O yüzden annem 2.planda kalmanın acısını hep hissetti.Bu yüzden hep mutsuzdu.Sinirliydi.Onlara soyleyemedigi öfkesini çocuklarından daha çok ta benden cikartırdı.O zamanlar ben tüm annelerin korkulmasi ve söz dinlenilmesi gereken bir büyük olduğunu düşünürdüm hep.Çocuklar susar çocuklar konuşmaz çocuklar laf dinler çocukları hem sever hem döversin mantığı ile büyüttü bizimkiler bizi.Okulda öğretmenlerimden haksız yere yediğim tokatı içime attım.Küsmedim,kinlenmedim, haksizken haklı olacağını taaa okula başlarken öğretmenime "eti senin kemiği benim"diyerek teslim ettiler okula bizi.Ne cehalet dolu öğretilerle öğrendik geldik hayatı.Çocuklara verilmesi gereken özgüven duygusunu kim takar ki !!Çocuk işte deyip geçecek kadar önemsizdik yani !!
Annem ise kendi derdine düşmüş sürekli birilerini memnun etme derdinde yada o kocaman aile içinde haklarımı nasıl korurum mantığı ile kafasında bir sürü vesvese ile psikolojisi yerle bir olmuş kadın.Anne babasına derdini acamaz iken üstelik ayrılır gelirsen kapımızı sadece sana açarız çocukları bırakıp geleceksin tehdidi ile gözünü korkutmuslar.Ve annem çaresizce gitse de çok fazla kalamiyordu köyde çocukları olmadan.
Gecenin karanlığı ile sabahın kucaklasmasi saatinde sessiz sessiz basılan yerler mi ağlıyordu yoksa evde birimi ağlıyordu merakım ile yatağımdan kalktığım da iki odanın ortasındaki holde 1 çift valizi gördüm ve merakla kim gidiyor diye sormaya cesaret edemediğim anne ve babama bakakaldım.Henüz 6 aylık kundaktaki kardeşim de divana bırakılmış uyuyor.O an yoksa hepimiz mi gidiyoruz diye merakla gözlerimi actım öyle olsaydı annem niye ağlasın diye düşündüm.Evin önündeki küçük kamyonete benzeyen araca valizler kondu usul usul.O saatte herkes uyuyor olmalıydı o zamanlar saati bilemesemde sabah ezanı vakti olduğunu anlamıştım.Önce valizler kondu arabaya sonra babam elimizden tutup arabaya doğru götürüp kucaklayıp arabaya bindirdi beni ve erkek kardeşimi.6 aylık kizkardesimi de babamın yanında oturan ablası Ayşe halamın kucağına teslim etti.Araba hareket ettiğinde nereye gidiyoruz diye sormaya bile cesaret edemedim.Çünkü babamın vicdani hesaplaşması suratına vurmuştu ayna gibi.Suratkar asılmış kafasında bir sürü düşünce ile yolculuğumuz İzmir'e doğru başlamıştı.Babannem ve dedem de İzmir'e taşınmıştı hemen öncesinde.Ayse halam ise İzmir'de İkiçeşmelik caddesindek ki İstiklal ilkokulunda hademelik yapıyordu.Oglu vardı Cengiz abim.Kendi halinde sürekli gülen bir yüz ifadesi ile dolaşırdı.İzmir'e babaanneme gidiyoruz diye sevinmiştim.Babaannemi çok severdim o da beni çok severdi düşkündü bana.Daha bebekken çirkin bir bebek olarak doğmuşum.Annemin en küçük kardeşi İtay teyzem "aman abla bakma bu çocuğa çok çirkin ölsün dermiş yarı şaka yarı ciddi.Annemin zaten kafası evliligindeki mutsuzluklar la meşgul.Çok az emmisim annemin sütünü.Babannem büyütmüş beni ağzında bisküviyi çiğneyip benim ağzıma tıkıştırırmış.Beslenmem büyümem için.Teyzeme sinirlenip beni kaptığı gibi kucağına alıp "benim çocuğum büyüyünce sizi utandıracak" dermiş sinirli sinirli.İlk kez İzmir'e gidişimdi.Hic bir şey düşünmüyordum.Oraya vardığımızda babaannem ve İzmir'de yaşayan amcamın karısı yengem karşıladı bizi.Bir telaş bir heyecan.Erkek kardeşim olabildiğine yaramazdi o yüzden gözleri hep üzerindeydi yaramazlık yapmasın diye.Ben ise içinde fırtınalar kopan mutsuz ve uslu bir cocuktum.Uslu bir çocuk olduğum icin orada hep sevildim.Gittiğimizin ertesi günü halam beni çalıştığı İstiklal ilkokuluna kayıt ettirdi.Her şey organize olmuş gibiydi.Yeni bir okul yeni arkadaşlar beni çok endiselendirmisti ama okulda halamın varlığı olacağını bilmek beni rahatlatıyordu.Annem halamla hiç anlaşamaz hatta halamdan nefret ederdi.Nedenini hep merak ederdim.Bir çocuk düşünün bir tarafta annnesini kötüleyen baba tarafından akrabalar diğer tarafta babaannesi ve baba tarafını kötüleyen anne.Arada kaldı hep çocukluğumuz.Kızkardesime babaannem ve yengem bakıyordu.Henüz anne sütünden mahrum kalmış bir bebek.Cocuğum o zamanlar henuz bunları idrak etmekte zorlanıyordum.Sanki bunlar yasanabilirmis gibi aldırmıyorum.Tek endişem okuldu.O aralar babannemin evine 1 kızı ile çok guzel bir kadın geliyor misafir hemen hemen her gün görüyorum.Emel teyze diyorum kadına kadın ise beni çok seviyor sürekli ilgileniyordu.Hediyeler şekerler sakızlar getiriyordu.Kızı Sevda ise kendi halinde sakin bir çocuk benimle arkadaş olmak istiyordu.Onunla ip atlıyoruz körebe, beş taş ,seksek oynuyorduk.Bir gün yine küçük bir çanta hazırlanıp kapının önüne konmuştu merakla babaanneme sordum "bu çanta kimin babaanne "diye.Babaannem bana sarılıp "artık bundan sonra Emel teyzende kalacaksın "dedi."Ya kardeşlerim onlarda gelecekmi ?" diye sordum." Hayır onlar bizimle kalacak" dedi babaannem."Ben yalnız mı gideceğim oraya neden ben gidiyorum ?" diye sorduğumda babaannem iç çekerek "Hayır kızım babanla birlikte orda yaşayacaksın" dedi."Neden ama ?"diye soracaktım ki "tamam hadi baban anlatır sana "dedi konuyu geciştirerek.Emel teyze geldiğinde küçük çantaya tıkıştırılmış bir kaç giysim hazırdı zaten.Onlar bizi Sevda ile oynamam için dışarı çıkarttıklarında içerde konuşuyorlardı.Babaannemin " "bak kızım eğer benim çocuğuma bir tokat attığını duyarsam dünyanı dar ederim senin " dediğini duymuştum.Babam yoktu bizi getirdiğinden beri çalışıyordu.Ne iş yaptığını bilmiyordum o zamanlar ama gelirken bana renkli bilya gibi sakızlar getirirdi.Ve ben çok mutlu olurdum sakızlari alırken.Öyle bir kaç tane yada avuç içi kadarda değil getirdiği sakızlar kocaman cam kavanozlarda getirirdi.
Aksam üstü Emel teyze çantamı aldı bir eliyle benim elimden sıkıca kavradı yola koyulduk yürüyerek.Cephanelik denilen yerden geçerken Emel teyze geçtiğimiz yerleri ve evin uzaklığından bahsediyordu.Epey bir yürüdük çalılıkların arasından yer yer ayaklarım dikenlerden kanıyordu."Daha varmı yol "diye soruyordum sık sık."Evet daha var" diyordu.Tepeye ulaştığımız zaman "Bak gördün mü şu dışı mavi boyalı kırmızı çatılı ev bizim ev "demişti .İçimden ne güzel ev demeden geçemedim.Evin önünden kocaman asfalt geciyordu.Ama endişeliydim nasıl bir eve gidiyordum neden orada kalacağım diye düşünüyordum sık sık.Eve vardığımızda yüzü hiç gülmeyen yaşlı bir kadın oturuyordu bahçede.Hiç hoşlanmamıştım o kadından.Kadın Emel teyzeye "Bu mu onun kızı?" diye sorunca "Evet anne Mehmet'in kızı adı Zeliha " dedi tanıştırmak ister gibi.Kadın "hımmm" deyip kafasını çevirdi suratını asarak.Anladim ki annesiydi Emel teyzenin ama istemediği şeyler vardı demek ki ..Emel teyze gittiğim ilk gün beni iyice yıkamıştı saçlarımı kontrol etti taradı 2 tane örgü yaptı.Yemekler hazırlanırken Sevda beni odasını götürdü odasında kalacağımızı ve yataklarımızı nasıl paylaşacağımızı anlatıyordu.Odasi çok güzeldi o kadar çok oyuncağı vardı ki benim hiç oyuncağım yoktu.Bebegim yoktu ama onun bir sürü bebeği vardı konuşan,aglayan bebeği bile vardı.Oynamam için önüne bir kaç tane bebeği attı.Benim gözüm ise ağlayan bebekte kalmıştı.İlk defa oyuncak bebekler dolu bir evdeydim.Bu beni mutlu ediyordu.Keske hiç odadan çıkmasam okula gitmesem diyordum içimden.Yemekler masaya kondu tabaklar ayrı kondu masaya bardaklar ayrı kondu.İlk kez masada yemek yiyecektim.Yer sofrasında yerdik biz.Sofrada önce evin büyüğü erkeği başlardı yemeye.Babam bile babasının yemeye başlamasını beklerdi sofrada yemek için.Büyük metal bir maşrapa konurdu sofraya herkes ondan içerdi suyunu.O masada yemek yemeye çok utanmıştım nedense.Zaten utangaç içe dönük mizacım beni hep zorlamıştır insanlarla kaynaşmaya.Masada yemek çeşit çeşit hangisinden başlayacağımı bilmiyorum.Catal kaşık var çatal kullanmayı bilmiyorum hep elimle yemişim o zamana kadar.Emel teyzenin annesinden zaten korkuyorum bana bakıyorlar diye utanmaktan yerin dibine giriyorum terliyorum.Emel teyze "Hadi yesene kızım" deyince Sevda'ya baktım gizlice.Onun yediği gibi yemek yemeliyim diye düşündüm ama çatalla nasıl yiyeceğim ?Emel teyze benim durumumu anlamış olmalı ki "rahat ol kızım utanacak bişey yok" dedi.İste o zaman daha çok utandım yanaklarım yanıyordu alev alev.O akşama yarı aç yarı tok kaldım hiç anlamadım yediğimden.Tüm utangaçlıgım ve korkum Emel teyzenin annesi Mediha teyzeydi.Bakışları hala aklımdadır.Renkli gözleri vardı ve mutsuz memnuniyetsiz bakışları ! Yemekten sonra bulaşıkları yıkamak için lavaboya geçtiğimde Emel teyze "Hayır kızım ben yıkarım sen Sevda ile odanıza geçin "dedi.Emel teyzeyi o zaman sevmiştim içimden iyi bir kadın diye düşündüm.
Emel Teyzeye dair;
Emel teyze gençliğinde evli bir adamla ilişkisinden dolayı Sevda dünyaya gelmiş.Adam işadamı varlıklı ama evlenmemiş onunla.Sevdanın tüm masraflarını bakımını üstlenmiş.Emel teyzenin babası Albay iyi bir ailenin kızı.Annesi tamda subay kadını gibi havalı kendinden emin ve ciddi bir kadın.Babasi kızının yaşadığı ilişki ve sonuçlarından dolayı üzüntüsünden hastalanmış ve erken yaşta vefat etmiş.Görgülü bakımlı ve gerçekten güzel bir kadın.Annesi ile birlikte yaşamış hep ve kızı Sevda'yı birlikte büyütmüşler.Halamla tanışmış halamın çalıştığı okulda.Kızını halama emanet etmiş ilkokula bırakırken.Sevda ile biz aynı yastaydık zaten oda 2.sınıfa gidecekti.Öyle bir ortam denk gelmiş olmalı ki babamla tanışmışlar.Halamın anneme olan kini onların tanışmalarının arkadaşlığa dönüşmesine sebeb olmuş annemin anlatımı ile.Babamda aşık olmuş görür görmez  1 yıl ilişkileri devam etmiş.1 yıl sonra babam boşanma davası açtığında annemin boşanmak istememesi sonucu Emel'de aşık olmuş olmalı ki babamı tercih etme durumunda bırakmış."Ya karın,Ya ben "  diyerek.Annem ise nasılsa kadın çocukları istemez geri gelir kocam diye "Çocuklarını da götür" diye bizi kullanmaya kalkmış.Ancak babam işte bu tehditler onu yıldırmaz dediğini yapar.Annem babamı taniyamamış demek ki !
Aradan ne kadar zaman geçtiğini şimdi hatırlamıyorum ama bu süreçte annesi Mediha evden ayrıldı taşındı.Sevda Emel ve ben kaldım evde..Emel bu arada bana tulumlar elbiseler okul önlüklerimi yakalarımı diktiriyordu.Bir sürü kıyafet hazırladı bana.Saçlarımı sevdanın upuzun saçları gibi şekilden şekile sokuyordu farklı örgüler topuzlar yapıyordu.Bunlar hiç yasamadigim ilgiydi bana emek veriyordu.Dengeli beslenmemiz için duvara pano asmıştı her gün oradaki menüyü takip ederek yemek yapıyordu.Babam henüz gelmedi ne kadar zaman sonra geldiğini hala hatırlamıyorum..Bir akşam üzeri merdivendeki ayak sesleri ile Sevda ile dışarı fırladık ben babamı ve elindekileri görünce nasıl sevindim hala unutmam.Kosarak boynuna atladım babamın."Babacığım " diye sevinip bağırmıştım.Babam da bana sıkı sıkı sarılıp rahatmıyım orada bana iyi davranıp davranmadiklarını sordu kısaca."Evet rahatım baba bana iyi davrandı Emel teyze ve Sevda" dediğim de babamın yüzü aydınlanmıştı birden.Sevda ya dönüp baktığımda onun beni kıskandığını o an hissetmiştim Çocukça işte Sevda'ya dönüp "Bak babam bana bir sürü Dandy sakız getirmiş" dediğimde hızlıca dönüp odasını kapatıp içeri girmişti..Babam ise o rahatlıkla eve girdiginde Sevda yı tamamen unutmuş olmalı ki Emel'in tavrından anlaşılıyordu.
BABAM;
Babam yakışıklı ,cesur ,kafasına koyduğunu yapan ,zorluklarla mücadele etmeyi seven ,herkesin saygı duyduğu sevdiği onurlu bir adamdı.Cok çalışkandı.Evlendigi düğün günü işten gelip düğününe geldiğini annem anlatır.Hatta gülerler zaman zaman.Anne babasını ölene kadar baktı doktora götürdü ilgilendi onlarla.Tüm masraflarını üstlendi.Evde sıcak yatağa hasret çalıştı.Şofördü ben çocukken babam.Merhametlidir babam ve adaletlidir.Kimseye hak geçsin istemez.Zorda kalan birini görse cebindeki son kuruşunu verecek kadar cömerttir.Once tır şoförüydü.Sonra şehirler arası otobüs şoförüydü.İste o sakızlar,sekerler otobüste yolculara dağıtılan şeker ve sakızlardı.O zamanlar bilmiyordum bunu.
1 yıl Sevda ile beraber aynı okulda farklı sınıflarda okuduk.Beraber gidip geliyorduk.Uzun süre gelmezdi babam eve ama beklerdim hep özlemle.Birlikte yaşamın 1 yıl sonra kara gunleri başlamıştı babam için.Babam boşanamıyor Emel kavusamiyordu babama.Tıpkı annemin öfkesini çocuklarından çıkardığı gibi Emel'in bana olan ilgisi azalmıştı.Beni zaman zaman azarlamaya başlamıştı.Hatta bir öğlen babaannemde yer sofrasinda yemek yerken sofra bezini çekince tepsi devrilecek olmuştu babaannem tepsiyi tutunca devrilmekten kıl payı kurtulmuştu.O anda Emel'in ilk el kaldırışı idi bana.Babaannem tüm hıncıyla''orospu o elini indir! kırarım o elini" dediğinde bardağı taşıran son damla oldu Emel de.Ağlayip evi terketti.Ve onu son görüşüm olmuştu.Beni aramadı gelmedi almaya.Kızkardesim ve erkek kardeşim İzmir'de 4 ay kalmışlardı.Ben Emel ile yaşarken annem gelip almıştı kardeşlerimi .Sadece ben kalmıştım babamla İzmir'de.Babam da Emel'in o hareketinden sonra kopmuştu Emel'den.Babaannem resti çekmişti "bırakacaksın bu kadını yoksa sütümü helal etmem"diye.Babam anne ve babasının sözünü dinler onları kırmamak için hayatından hep ödün verirdi.Bir kaç ay sonra annem affetti babamı zaten annemde aşıktı babama.Yine bavullar hazırlandı ve ben evimize babamla döndüm.
Annem kırgın ama dimdik ayakta karşılamıştı bizi.Annemi özlemiştim hemde çok ama korkum hep bir adım öndeydi ona karşı.Aylarca sorguya çekildim annem tarafından.Oradaki olup bitenleri anlatmam için.Bazilarini anlatıyordum özellikle onun yüzündeki "yaaa bak ben kazandım ve ohhh olsun beter olsun" zaferini görünce.Onu mutsuz edecek olup biten anıları özellikle sakladım çünkü annemin mutsuzluğu hepimizi mutsuz ediyordu !!
Zeynep Mete


Yaşamın içinden kesitler

İlerleyen yaşlarda hayatınızla ,ilişkilerinizle ,arkadaşlıklarınızla , aile bağlarınızla ilgili sorgulamaları. sıkça yapıyorsunuz.Özellikle ...