Çarşamba, Nisan 29, 2020

sözleşmeli çocuklar-verdingkinder

İsviçre de Verdingkinder(sözleşmeli çocuk) diye bilinen çıplak ayaklı köle çocuğu resmeden Ressam Albert Anker in ''Bankta uyuyan kız'' tablosu...
Tablonun orijınal boyutu 45*70 cm.
Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi.
Papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı.1974 yılında çıkarılan yasayla mağdur çocuklara tazminatları ödenip bu uygulama kaldırılmıştır...

Heidi’nin hikayesi de bu çocuklara dayanıyor

Verdingkinder… Bu kelime “çıplak ayaklı çocuklar” anlamına geliyor, bir başka deyişle köle çocuklar


Covid19 lu günler

Düşünün ki yeni bir yılı kutlamak için programlar yapılıyor.Eş ,dost ,arkadaşlar ,aileler eğlenmek için kendi aralarında mekanlar yaratmaya çalışıyor.Yılbaşı hatasız kazasız kutlanıyor.Hemen arkasından dünyayı etkileyecek Korona Covid19 virüsü patlıyor.İlk önce Çin Wuhan da can almaya başlıyor.Sonra tüm dünya ülkelerine sıçrıyor.İlk çıkış tarihi 20 Aralık’ta henüz tüm dünya bilmiyor.Öyle hızlı yayılıyor ki sanki doğa intikamını alıyor!Bugün yaklaşık üstünden geçen zaman 130 gün olmasına rağmen çok can aldı!Doktorlar gençler yaşlılar orta yaşlılar kimseyi ayırmadan bu hastalık acımasızca can alıyor!Yaklaşık 219 bin can aldı ve hala almaya devam ediyor!
Dünya şaşkın,insanlar şaşkın..Yeni dünya düzeni işte böyle başlıyor!İzlediğim hemen hemen tüm belgesellerde dünyanın çevre kirliliği,hava kirliliği ve hızlı nüfus artışı ile dünyanın gelecek yüzyıllarda çok büyük felaketlere sürükleneceği üzerine uyarılarla dolu bilgiler üzerine..Stratejistler ise felaket dolu bilgiler vererek uyarılarda bulunuyorlar.Ekonomi alt üst oldu.Çünkü insanlar evinden çıkamıyor.Yasaklar bir yanda korku bir yanda..Sanki gerilim filmi izler gibi geçen günler.Ne sevdiklerine sarılabiliyor ne de pazardan aldığın yiyeceği gönül rahatlığı ile yiyebiliyorsun.Hatta aileler evinde odalarını ayırmış durumda.En çok sağlık çalışanlarının endişelendiğini gördüm.Haklılar.Çünkü tamamen risk altında olduklarını herkes biliyor.Buna rağmen hastanelerde doktorlara ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin hiç bir mazereti ve affedilir yönü olamaz.
Covid19 öncesi hayatta korkuyu unuttuk,saygıyı,yardımlaşmayı,doğanın kıymetini,hayvanlara sevgiyi,hatta bir market kadar yürüyüşün kıymetini unutmuştuk.Oysa evde tıkılıp kalınca ben işimi bile özledim.Yasaklar hafta sonuna denk geldiği için en son 4 günlük yasakta işimi özledim.Pazartesiyi iple çektim.Eminim herkes aynı duyguyu yaşamıştır!Özgürlüğün ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladık!Evde uzun zaman kapanıp kalmak hele yalnız isen çeşitli düşüncelere dalıyorsun ve bir bakmışsın vücudunu dinliyorsun.Kendine hastalık teşhisi bile koyabiliyorsun.Tv de izlemeye değer programlar olmadığı için araştırmalara dalıyorsun yada bir kitap alıp kitap okuyorsun.Zaman öyle ağır işliyor ki geçmek bilmiyor!İşte o zaman zamanın kıymetini bile unutuyorsun.Biz insanoğluna bir tokat gibi ceza.Toplumlar tembelleşti.Yürümeyi,toplu ulaşım taşıtlarına binmeyi , hatta bisiklet binmeyi bile unuttuk.Hatırlıyorum da ortaokul öğrencilik yıllarımda 1978 li yıllarda okula gitmek için 3 km gidiş+3 km dönüş olmak üzere birde öğle arası 6 km eklenirse toplamda günde 12 km yürüyordum.Hemde yağmur çamur dinlemeden.Mecburdum çünkü ne toplu taşıt vardı nede evim yakındı.Bizler acıya zorluğa dayanıklı nesildik.İnternet bilgisayar yoktu bilgimiz tamamen okul ve kütüphanelere bağlıydı.O günleri özlüyor muyum?Tereddütsüz Evet!
29/04/2020
Zeynep Mete

Yaşamın içinden kesitler

İlerleyen yaşlarda hayatınızla ,ilişkilerinizle ,arkadaşlıklarınızla , aile bağlarınızla ilgili sorgulamaları. sıkça yapıyorsunuz.Özellikle ...