Cumartesi, Nisan 24, 2021
Negatif düşünceler negatif olayları çeker mi?
Yıllar önce okuduğum bir kitap, hayata bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi. Bu kitap, yazar Nil Gün'ün Çekim Yasası adlı eseriydi.
Parapsikoloji, spiritüalizm ve ezoterizm gibi konular her zaman ilgimi çekmiştir. Ancak o yıllarda henüz bana güçlü bir farkındalık yaşatacak bir olayla karşılaşmamıştım.
Yaklaşık on iki yıl önce hayatımın en zor dönemlerinden birini yaşıyordum. Bir yıldır işsizdim. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Kredi kartlarımla idare ediyor, yalnızca asgari ödemelerini yaparak yaşamımı sürdürmeye çalışıyordum. Geleceğe dair umutlarım giderek azalıyor, kendimi çıkmazda hissediyordum.
Bir gün hiç beklemediğim bir anda kapı zilim çaldı.
Kapımı çalan kişi, uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım İlkay'dı. Çok yakın dost sayılmazdık ama zaman zaman sohbet etmiş, dertleşmişliğimiz olmuştu. Eşinden ayrıldıktan sonra oğluyla birlikte İzmir'e taşınmıştı.
Onu kapıda görünce büyük şaşkınlık yaşadım.
İçeri geçtik. Kısa bir hal hatır faslından sonra merakla sordum:
— İlkay, hayırdır? Seni buralara hangi rüzgâr attı?
Daha sözümü bitiremeden gülümsedi:
— Beni sen çağırdın Zeynep.
Şaşkınlığım daha da arttı.
— Nasıl yani? Benim sende telefon numaram bile yok.
İlkay tekrar gülümsedi.
— Sen çağırmadın. Enerjin çağırdı. Bana ihtiyacın olduğunu hissettim ve geldim.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Bir süre sonra bana yaşadığım sıkıntıları anlatmaya başladı.
— İş arıyorsun ama bulamıyorsun. Kendi işini kurmak istiyorsun fakat tam adım atacakken vazgeçiyorsun. Maddi sıkıntılar yaşıyorsun. Sürekli gelgitler içindesin. Öyle değil mi?
Söyledikleri doğruydu.
İçimden, "Bu bilgileri kimden öğrenmiş olabilir?" diye geçiriyordum.
O ise sakin bir şekilde konuşmaya devam etti:
— İnan bana, buraya sana yardımcı olmak için geldim. Bunu hissettim.
Sonra bana spiritüel çalışmalarından, enerjinin insan hayatındaki etkilerinden bahsetti. Yanında getirdiği birkaç kitabı uzattı.
Kitaplardan biri Nil Gün'ün Çekim Yasası adlı eseriydi.
— Bunları mutlaka oku, dedi. Sana ışık olacaklar.
Bugün geriye dönüp baktığımda İlkay'a hâlâ teşekkür ederim. Çünkü o gün bana yalnızca birkaç kitap bırakmadı; aynı zamanda yeni bir bakış açısının kapısını da araladı.
O akşam gittikten sonra uzun süre düşündüm.
Açıkçası anlattıkları beni tam anlamıyla ikna etmemişti. Ancak kitap okumayı çok severdim ve verdiği kitaplara bir şans vermek istedim.
İlk iki gün kitaba başlayamadım.
Üçüncü gün balkonumdaki küçük masaya oturdum. Kendime bir kahve hazırladım. Hava öylesine güzeldi ki kitap okumak için mükemmel bir akşamdı.
Kitabı açtım.
Fakat ilk on sayfa bana inanılmaz sıkıcı geldi.
Kapattım.
Ertesi gün yeniden denedim.
Yine aynı noktada bıraktım.
Tam üç gün boyunca onuncu sayfayı geçemedim. Hatta kendi kendime:
"Galiba yarım bırakacağım ilk kitap bu olacak."
diye düşündüm.
Dördüncü gün kendime küçük bir hedef koydum:
"Ne olursa olsun otuzuncu sayfaya kadar okuyacaksın."
Ve devam ettim.
Onuncu sayfayı geçtikten sonra her şey değişti.
Okuduğum satırlardaki olayları kendi hayatımla ilişkilendiriyor, anlatılanların pek çoğunu yaşadığımı fark ediyordum. Kitap farkındalıklarla doluydu.
Bitirdiğimde yalnızca bir kitap okumamış, aynı zamanda kendimle ilgili birçok gerçeği de görmüştüm.
O kadar etkilenmiştim ki daha sonra kitabı birçok arkadaşıma hediye ettim. Özellikle zor dönemlerden geçen dostlarıma...
Kitabı okuduktan yaklaşık üç ay sonra, bugün hâlâ faaliyet gösteren iş yerimi açtım.
Sermayem azdı.
Borçlarım vardı.
Ama büyük bir isteğim ve inancım vardı.
Zamanla işlerim yoluna girdi.
Maddi sıkıntılarım azaldı.
Daha da önemlisi, düşünce biçimim değişmeye başladı.
Şunu fark ettim:
Çoğu zaman hayallerimize ulaşamamamızın nedeni, başarısız olacağımıza önceden inanmamızdır.
Olumsuz sonuçları düşünüp dururken, daha yola çıkmadan kendi önümüze engeller koyarız.
Sanki istediğimiz şeylere hiçbir zaman sahip olamayacakmışız gibi...
Oysa bazen hayallerimiz sandığımız kadar uzakta değildir.
Bugün hayatımda kin duyduğum ya da nefret ettiğim hiç kimse yok.
Kırıldığım insanlarla aynı ortamda bulunabilirim. Rahatsız olmam. Onları affetmek zorunda da hissetmem kendimi. Sadece hayatımın merkezinden çıkarırım.
Yok sayarım.
Ve yoluma devam ederim.
Çünkü öğrendim ki negatif duygular insanın ruhunu ağırlaştırıyor.
Öfke, kin, nefret ve sürekli olumsuzu düşünmek insanın enerjisini tüketiyor.
Hatta zamanla bedene de yansıyor.
Bu konuda yıllar sonra okuduğum Louise Hay kitaplarında da dikkat çekici bilgilerle karşılaştım. Düşünceler ile beden arasındaki ilişkiyi farklı bir bakış açısıyla ele alıyordu.
Ben enerjiye de nazara da inanıyorum.
Ayrıca evrenin yalnızca maddeden oluşmadığını düşünüyorum. Her şeyin bir enerji düzeni içinde işlediğine, yaşamın görünmeyen bağlantılarla birbirine bağlı olduğuna inanıyorum.
Belki de evren, matematiksel bir kusursuzlukla çalışan devasa bir enerji sistemidir.
Kesin cevaplarını bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
İnsan düşüncelerini değiştirdiğinde, hayatında değişen ilk şey yine kendi hayatı oluyor.
24 Nisan 2021
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yaşamın içinden kesitler
İlerleyen yaşlarda hayatınızla ,ilişkilerinizle ,arkadaşlıklarınızla , aile bağlarınızla ilgili sorgulamaları. sıkça yapıyorsunuz.Özellikle ...
-
1971 yılının yaz aylarının sonuna gelmiştik .Ağustos sonu benim için büyük bir değişimin sancıları ve korkusu ile erken büyümenin ne demek o...
-
Yıllar önce okuduğum bir kitap, hayata bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi. Bu kitap, yazar Nil Gün'ün Çekim Yasası adlı eseriydi. P...